Mar 20, 2014 - 0 Comments - Veriler -

Gençlik İşsizlik Oranları

Türkiye geneli için İşsizlik Oranı başlığı altında belirttiğimiz üzere, bir ülkenin ekonomik sağlığının en önemli göstergelerinden birisi, o ülkenin işsizlik oranıdır. İşsizlik oranı, ülkedeki işsizlerin sayısının işgücü sayısına bölünmesiyle hesaplanır. İşsizliğin istatistiki olarak tanımı gereği, bir bireyin işsiz sayılabilmesi için aktif olarak iş arıyor olması, yani işgücüne dahil olması gereklidir. Kısacası, her işi olmayana işsiz denmez.

İşsizliği toplumdaki farklı kesimler farklı şekillerde deneyimlerler. Örneğin, başka bir başlıkta tartıştığımız gibi kadınlar ve erkeklerin iş gücüne katılım ve işsizlik oranlarına bakıldığında büyük farklılıklar görülür. Kadınların işgücüne katılım oranı erkeklerden daha düşük, işsizlik oranı ise göreceli olarak daha yüksektir. Bu da ülkedeki işgücü piyasasında yer alan toplumsal cinsiyetçi ve ayrımcı yapıya işaret eder.

Başlığımızdaki konuyu ülkenin üretken kapasitesini olabildiğince yukarı çekmek isteyen bir bakış açısıyla ele alsaydık, yüksek gençlik işsizlik oranlarının bir ülkenin potansiyel kapasitesinin altında üretim yaptığına işaret ediyor olduğunu söylerdik. Ancak, gençliğin iş piyasasındaki konumu, bu salt iktisadi yorumun da ötesinde, pek çok açıdan önemli. En temelde, işsizliğin gençler arasında daha yüksek olması, iş piyasasına yeni girmekte olan bu kesimin iş bulmakta zorlandıklarını gösteriyor. Yüksek işsizlik oranları ve gençler arasındaki rekabet bir yandan onların alabilecekleri maaşlar üzerinde baskı yaratırken, öte yandan da staj vb. maaşsız istihdam mekanizmalarının yaygınlaşmasına yol açıyor ve gençlerin çalışma koşulları üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Meselenin bir başka boyutu ise, iş bulamayan ya da buldukları işlerde uzun süreli ücretsiz staj yapmak zorunda kalan gençlerin ekonomik olarak ailelerine bağımlı olmak zorunda kalmaları.

Gençlik olarak 15-24 yaş grubunu referans aldığımız ilk tablomuzda, bu yaş grubundaki işsizlik oranlarını kadın ve erkek olarak ayrı ayrı sunduk ve bunu bir kıyaslama noktası olarak genel işsizlik oranıyla karşılaştırdık. En çok göze çarpan nokta, gençlik işsizliğinin Türkiye genel ortalamasının neredeyse iki katına denk geldiği.  Kriz sırasında %25.3 (2009) olan kadın ve erkek toplam gençlik işsizlik oranı, 2013′ün ilk üç çeyreğinde %18.6′a düşmüş. 2009′da genel işsizlik oranı %14 iken, 2013′ün ilk üç çeyreğinde bu oran %9.2.

Tablo 1

Ham sayılara baktığımızda ise, 2012 yılında toplam 2 milyon 516 bin olan toplam işsiz sayısının 474 bininin genç erkeklerden, 301 bininin ise genç kadın işsizlerden oluştuğunu görüyoruz.

Tablo 2

İş piyasasının koşullarını anlamaya çalışırken, yukarıda gözden geçirdiğimiz işsizlik oranları ve ham sayılar kadar işgücüne katılım oranları da bilgilendirici olacaktır. Bu başlıktaki son tablomuzda, genç erkeklerin işgücüne katılım oranının Türkiye geneline oldukça yakın bir seyir izlemekteyken (%50′lerde), genç kadınların işgücüne katılım oranının oldukça düşük olduğunu ve bu oranın neredeyse Türkiye genelinin yarısına denk geldiğini görüyoruz. Bu durum da, genç kadınların emek piyasasına girmekte zorlanmaya devam ettiklerine işaret ediyor.

Tablo 3

Kaynaklar:

Gençlik işsizlik verileri TÜİK websitesinden, “İşgücü İstatistikleri” sekmesinden alınmıştır.

İstatistiksel Tablo İsmi: “15-24 Yaş Grubundaki Nüfusun Yıllar Ve Cinsiyete Göre İşgücü Durumu”

Görsel: Nalan Yırtmaç

Print Friendly

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *